AĞABEYİMİZ ZÜBEYİR YETİK*
Edebiyat dünyasında "güzelliklere imza atan" güzel insanlardan biri olan dostum Eyyüp AZLAL, beni arayıp dergimizin bu sayısı Zübeyir YETİK ağabeyle ilgili olacak ve sizden de yazı bekliyoruz dediğinde çok heyecanlandım.
Bundan önce bültenlerimizde sendikacılıkla ilgili birkaç yazı yazmıştım. Ama, yazar ve şairliğinin yanında, yaşadığımız coğrafyada siyasi gelişmelere karşı yeni bir mücadelenin başlangıç noktası, ya da yeniden özü dönüş çalışması başlatan/başlatanlara olan, misyon sahibi, hayatını sivil toplum kuruluşlarına vakfetmiş bir ağabey ve fikir adamı için edebiyat duayenlerinin yer alacağı bir dergiye yazı yazmak; işte heyecanım.
Şairleri, yazarları, gazetecileri velhasıl iyilik ve güzellik adına mücadele eden tüm insanları seviyorum; onlarla birlikte olmaktan da çok mutluyum. Onlarla çalışmak, aynı yerde yazı yazmak… İşte bu duygularla yazıyorum.
Zübeyir ağabeyi hep dostlarından duyardık. İlk bahsini açan eski belediye başkanımız ve milletvekilimiz İ.H. Çelik idi sanırım. 1960’larda Urfa'da yapılan çalışmaları anlatırken gönül dostlarının, odalarda, sıra gecelerinde ve demeklerde yaptığı çalışmaların meyvesi olan değerli şahsiyetlerin nerelerden, kimlerin yönlendirmesi ve sahip çıkmasıyla bu günlere gelindiğini duyuyor, içten içe dualarımla birlikte “Böylesi çalışmaların devamı neden yok” diyordum.
İlim irfan yuvaları diyebileceğimiz yerlerden mezun olanlar, bu çalışmalara neden devam etmediler diye de hayıflanıyordum. Bazı çalışmalar vardı elbette. Ama yeterli değildi.
Hayıflanmam pek de uzun sürmedi diyebilirim. Yetişenler eksik bıraksa da “yedi güzel adam”dan biri olan ağabeyimiz kolları sıvamış, çalışmaları devam ettiriyordu. Tıpkı mücadelesini yıllar önce işçi sendikacılığında yapan Zübeyir ağabey gibi..
Zübeyir ağabeyle tanışmamız, Memur-Sen'in kurucu genel başkanı hemşerimiz şair, yazar, sendikacı ve Zübeyir ağabeyimizin de mücadele arkadaşı merhum M Akif İNAN'ın sendikacılığa bizleri davet etmesi sürecinde başladı. Memur Sen konfederasyonuna bağlı Bem Bir Sen sendikamızın genel başkanlığını yaptığı sırada ben de Şanlıurfa il başkanlığı görevini yürütüyordum.
Sivil Toplum kurumlarında hizmet eden insanların hep şeref aldıkları muhakkak. Ancak bazı seçkin insanların şeref katması nadir de olsa söz konusu olmuştur. Nitekim Zübeyir ağabey "Doğal hukuktan hareketle her türlü oligarşiye karşı çıkarak katılımcı demokrasiye ulaşmak" ifadesini kullanarak Hakk'ın insanoğluna bahşettiği Hak'ların mücadelesinin yapıldığı, ülkemizde özünden koparılmış insanların her türlü baskı unsurlarına karşı, mevcut sivil toplum kuruluşlarına sahip çıkması gerektiğini vurgulamıştır.
“Biz İnsanları kendimize değil, bizim doğrularımıza değil, insanlığın ortak değeri olan Evrensel hukuka ve onun uzantısı olarak insan haklarına riayete çağırıyoruz” diyerek sendikamızın misyonunu ortaya koymuştur.
Zübeyir YETİK sivil toplum kuruluşlarına dolayısıyla sendikamıza şeref veren ender şahsiyetlerden biri olma özelliğini sahiptir. Onun gelişiyle kurumsal anlamda yeniliklere imza atma dönemi başlamış. Aynı dönemde kurucu Genci Başkanımızın vefatı ile boşalan Memur Sen Genel Başkanlık makamına gelen Zübeyir Yetik’i, ömrü boyunca hep mücadele ettiği güçler, kendilerine potansiyel tehlike olarak görmüşlerdir. Geçmişte yazdığı bir kitaptaki ifadelerden dolayı ulusal medya tarafından adeta bir linç politikacı izlenmesi sonucu, kendi isteğiyle kurumun menfaatini düşünerek, istifa ettiğinde adeta yüreğimizden bir parça kopmuştu.
Sendikadan ayrıldı ancak bizden hiç ayrılmadı. Sivil toplum kuruluşlarının önemini ağabeyimiz ile yaptığımız gezi ve toplantılarda kavradım diye bilirim.
Sendikacılıkta iki güzel adam:
M. Akif İNAN ve Zübeyir YETİK.
Mücadeleleri, yüklendikleri misyon, kurumlarımıza getirdikleri vizyonla, Memur-Sen Konfederasyonu bu gün Türkiye'nin en etkili Sendikası/Sendikacılığını yapmaktadır.
Saygıdeğer ağabeyim, fikir adamı Zübeyir YETİK'in Şanlıurfa'daki programlarıyla ilgili sorulduğunda onu "Ahmet bilir" diyerek şahsıma gösterdiği mütevazılığı tüm hayatında uyguladığına gezilerimiz sırasında şahit oldum.
Kendileriyle birlikte olmaktan şeref duyduğum Genel Başkanımla on yıllık bir süreçte yaşadığımız güzellikler o kadar çok ki, bu güzellikleri en son katkı sundukları Memur-Sen konfederasyonunda görmekteyiz.
Saygıdeğer Hocam, Ağabeyim! Mücadeleniz bu günlerde etkisini göstermeye devam ediyor. Gönül dostlarınızla bir arada olmaya devanı etmeniz biz mutlu etmekte ve ben sizlerle birlikte olmaktan çok mutluyum.
İyi ki varsınız.
●
*Ahmet KAYTAN,
Memleket Edebiyat Dergisi,
Ocak 2007; Sayı: 2-3