GEÇMİŞTEN NOTLAR / Zübeyir Yetik*

 

“Düşünmeyi bilen, düşüneni seven, seveni düşünen bir insan. Ayrıntılarda tatlı tatlı gezinirken esastan uzaklaşmayan dikkatli, esasa değinirken ayrıntıları kaçırmayan titiz bir insan.. Konuşurken ‘hitap eden ‘hitap’ ederken konuşan bir insan.. Düşünürken çok başka yerlerden ve farklı açılardan bakan, dinlerken ve anlarken dinlediği ve anlamaya çalıştığı insanlarla aynı yerlerden ve aynı açılardan bakan bir insan”diye tanıtıyor Cuma Ağaç, muhterem Zübeyir Yetik’i.

Hemen her ay yazılarını dergimizde okuduğunuz Zübeyir Yetik, yazılarında sizlerin de tespit edeceği üzere ince düşünen, üreten, kalemini neşter titizliğiyle kullanan bir yazar. Peşinde koştuğunuz bilgiyse eğer mutlaka ulaşacaksınızdır ona. Düşünmek, fikretmek ise yapmak istediğiniz, akledebilen veya tefekkür eden kim sapmıştır ki siz sapasınız?

Bir şey vardır ki, ne bilgi edinmeye benzer ne okumaya... Yazılmamışsa eğer, hiçbir kitabın arasında bulamazsınız onu. Dinleye de bilirsiniz ama bir kompozisyon içerisinde yaşanır gibi yazılmışsa eğer dinlemek de onun tadını vermeyebilir. Bunun adı yaşamdır, yaşamaktır. Kaleme alınmış kitaba dökülmüş hali biyografidir, kimisinde adı ‘hatıralarım’ olur kimisinde ‘Anılarım’. Zübeyir Yetik'te ise ‘Geçmişten Notlar’. Arkasında onlarca hatta yüzlerce eserler bırakan, hatta hatta bir ekol olup ahirete göçen fakat yaşadıklarını kaleme almayan öyle tecrübeler vardır ki...

Bunlar kayıp değil de nedir? Bence muhterem Zübeyir Yetik Geçmişten Notlar’ düşerek ‘diğerleri’ için kazanıma dönüştürdü yaşadıklarını... Tevafuken gördüğüm ‘Geçmişten Notlar’ı okumam biraz uzun sürdü. Gerçekten tarihe düşülecek önemli notlar gördüm. Çocukluğundan gençliğine... Okuma sevgisi ve kitaplarla tanışmasından okul hayatına.. Çeşitli dergi ve gazetelerde geçirdiği yazarlık yıllarından sendikacılık tecrübelerine... Öğretmenlik ve beraberinde gelen öğretmenlikten ihraç edilmesinden evinin bombalanmasına.. Yakalanma yıllarından yaşadığı geçim sıkıntılarına kadar her şeyde bakmasını bilenlere ibretler ve tecrübeler vardır. Arka arkaya kurulan dernekler, partilerde verilen mücadeleler, kalem ve dava arkadaşlarıyla yaşadıkları, özellikle Üstad Necip Fazıl’la yaşadıkları kayda değer notlar.

Kitabı okurken beni en etkileyen anı, Milli Gazete’de uzun yıllar verdiği yazar ve Yazı işleri Müdürlüğü hizmetiydi. Sonu kalıplara uymadığı Ankara’dan gelen talimatlara uygun hareket etmediği için tedricen ihraç edilme süreciydi. Öyle bir ihraç işteki yetkinliğin değil söz dinletme/dinletememenin esas alındığı bir sürecin beraberinde gelen ihraç... Zübeyir Yetik mücadele azminin verdiği arayışın adamı...

Zübeyir Yetik ağabeyi canı gönülden selamlıyor, fikrini, sancısını ve düşün hayatını yansıtacak bu özel kitabını tüm okurlara tavsiye ediyorum.

*Yunus Polat,

Nida Dergisi,

Şubat-Mart 2009, Sayı: 134